fbpx
BilinçDuygusal ZekaİlişkiMutluluk

Evliliğinizi Cennet Bahçesine Dönüştürmenin Basamakları

Evliliğinizi Cennet Bahçesine Dönüştürmenin Basamakları

1. Öncelikle evliliğinizi daha iyi bir aşamaya getirmeyi seçmelisiniz. Hatırlayın sürekli seçim yapıyoruz. Evliliğiniz konusunda bilinçli zihninizle evliliğinizi daha iyi bir noktaya getirmeyi gerçekten istiyor ve bunu seçiyor musunuz?

2. Evlilikte kendinizin ve eşinizin içindeki iyileşmeyi bekleyen yaralı çocuğu kabul etmelisiniz. İçinizdeki yaralı çocuğu iyileştirmeden deneyimleyeceğiniz diğer ilişkilerde de içinizdeki yaralı çocuğun sizinle olacağını ve aynı taleplerinin devam edeceğini unutmamalısınız. İlişkiden kaçmak sizin sorunlarınızı çözmeyecektir. Bunun yerine yaşamakta olduğunuz ilişkide öncelikle iyileşmeye çalışın. Unutmamanız gereken en önemli noktalardan biri de eşinizin düşünce ve davranışlarına karşı empati yaparak onun da içindeki iyileşmek isteyen yaralı çocuğun taleplerini göz önünde bulundurmak olmalıdır. 

Eşinizle olan iletişimi mutlaka güçlendirmelisiniz. Yargılayıcı, eleştirici tutumlardan kaçınmalısınız. Onun yerine eşinizin duygularını ve ne hissettiğini anladığınızı ona mutlaka geribildirimlerle aktarmalısınız. “Senin üzüldüğünü çok iyi anlıyorum. Benim daha sakin olmam gerektiğini söylüyorsun. Doğru mu?” gibi sorularla sık sık eşinizi doğru anlayıp anlamadığınızı geribildirimlerle teyit etmelisiniz.

4. Hatırlayın, bizler bizi büyüten asıl insanlar ya da onlara çok benzeyen bilinçaltı düzeyde onlarla karıştırılan insanlar tarafından sevilmeye açız. Bizi yetiştiren büyüklerimizin olumsuz kişilik özelliklerinin bazılarını aynen taşıyan eşlerimiz bizi nasıl iyileştirebilecekler diye sorduğunuzu tahmin ediyorum. İşte şimdi sizlerle bu iyileşme sürecinin nasıl gerçekleştiğini paylaşıyorum. Eşlerden birinin en çok ihtiyaç duyduğu şey, daima diğerinin en az verebileceği şey oluyor. Bu nokta, o eşin geliştirmesi gereken alanı tam olarak işaret ediyor. Başka bir deyişle, eşinizi iyileştirmek için gösterdiğiniz çaba, sizin kendinize ait temel bir parçanızı da geri kazandıracaktır.

Mutlu ve güvenli bir evlilik için eşinizin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken aslında kendinize ait temel parçalarınızı da geri kazanmış oluyorsunuz. Böylece eşinizin içindeki yaralı çocuğun taleplerini yerine getirmeye çalışırken aynı zamanda kendi yaralı çocuğunuzu da iyileştirmiş oluyorsunuz. Birbirinize verdiğiniz sevgi kendi yaralarınıza ulaşıp onları da iyileştirmektedir.

5. “Sen asla…” “Sen her zaman…” “Hiçbir zaman…” gibi suçlamaların merkezinde aslında çocukken doyum alamamış o ihtiyaçlara, şefkate, onaylanmaya, korunmaya, bağımsızlığa, bağlılığa dair gizli bir yalvarış yattığını her zaman aklınızda bulundurmalısınız. Bunun bilincinde olarak kronik engellenmişliklerin içine gizlenmiş arzuları bulup çıkarmalısınız. Sonrasında ise genel arzuları, onlara doyum sağlayacak özgül davranışlara çevirmelisiniz.
Eşinizi değiştirmeye çalışmadan onu olduğu gibi kabul etmelisiniz. Çünkü eşinizi değiştirmeye çalışmak ona alıştığı “benin” kaybolması gibi gelecektir. Bilinçaltında bu değişim eşiniz için ölümle eşdeğerdir. Sevgi ve güvenle yaklaşıp, eşinizin duygularını anladığınızı ona aktardığınızda eşiniz ölüm korkusunu daha az hissedecektir. İletişim alanında kendinizi mutlaka geliştirmelisiniz.
Eşinizin beğenmediğiniz bir davranışı karşısında “Bana bu şekilde davranman beni sinirlendiriyor, bu hoşuma gitmiyor” şeklinde olmalıdır. Hissettiklerinizi bastırmayın, gizlemeyin, sadece yumuşak ve yapıcı bir dille ifade etmeye çalışın. “Jale artık lütfen biraz mola!” “Sus! Sende de ne çene varmış arkadaşım!” “Adamcağıza yazık ya, mahvetmişsindir sen adamın beynini!” “Helal olsun, onda da ne sabır varmış!” “Artık kendine gel. Vallahi kocana acıyorum. Bu çeneye daha fazla dayanabileceğini sanmıyorum.” “Terk edip gidecek seni göreceksin sen o zaman…” :)

7.Sevgi ve saygı birleştiği zaman ortaya utanç duygusu çıkmaktadır. Eşinizin yanında her şeyi yapmayın. Bu utanç duygusu sizin eşinizle yüz göz olmanızı engelleyecek düzeyde olmalıdır. Örneğin terliyken eşinizden utanıp yatağa terli girmemeniz ilişkinizi olumlu etkileyecektir. Aradaki ince çizgi her zaman korunmalıdır.

8. Eşinizle ortak bir şeyler yapmaya çalışın. Paylaşımlarınızı artırın. Fazla televizyon izlemek, internette uzun süre geçirmek, fazla mesai yapmak birer kaçıştır. Bu kaçış noktalarınızı tespit edip kapatın ve onların yerine eşinizle birlikte vakit geçirin.

9. Evlilikte ilginin olması oldukça önemli. Birbirinize karşı ilgisiz davranırsanız tam bir kopuş yaşarsınız. Eşinizin işyerinde yaşadığı bir soruna karşı ilgisiz olursanız, üzüldüğü ya da mutlu olduğu anlarda ilgisiz davranırsanız, aranızdaki ilgisizlik artacak ve farklı arayışların gerçekleşmesi kaçınılmaz olacaktır.

10. Arzu ve ihtiyaçlarınızı eşinize anlatma konusunda sorumluluğu üzerinize almalısınız. Bilinçaltınızda, eşinizin gereksinimlerinizi kendiliğinden sezeceğine dair çocukça bir inanca takılır kalırsınız. Bilinçli evlilikte ise birbirinizi anlamak için net iletişim kanalları geliştirmeniz gerektiği gerçeğini kabul edersiniz.

11. Etkileşimleriniz sırasında daha planlı davranmalısınız. Bilinçaltınız düşünmeden tepki verme eğilimindedir. Bilinçaltınızın ilkel tepkilerinin davranışlarınızı yönlendirmesine izin vermemelisiniz. Bilinçli aklınızla düşünüp davranışlarınızı ve kendinizi daha yapıcı olma konusunda eğitmelisiniz.

12. Eşinizin dilek ve ihtiyaçlarına da kendi dilek ve ihtiyaçlarınıza verdiğiniz değer kadar değer vermeyi de öğrenmelisiniz.

13. İyi bir evlilik yaratmanın ne kadar zor olduğunu kabul etmelisiniz. Bilinçaltınız, iyi bir evlilik yapmanın yolunun doğru eşi seçmekten gerektiğine inanır. Bilinçli evlilikte ise doğru insan olmak zorunda olduğunuzu kavramalısınız. Aşk ilişkilerine dair daha gerçekçi bir bakış açısı kazandığınızda iyi bir evliliğin sorumluluk, disiplin, değişme ve gelişme azmi ile oluşturulabileceğinden emin olmalısınız. Evlilik sıkı çalışma gerektirir. Gelişme ve değişme arzunuzu kuvvetlendirmediğiniz sürece saydığımız diğer unsurların hiçbirini gerçekleştirme şansına sahip olamazsınız. İnsanın doğasında çaba sarf etmeden yaşamak vardır.
Bizler bebekken dünya kaynaklarını bizden esirgediğinde engelleniyor, bize sunduğunda ise seviniyoruz. Bu etkileşimi erken çocukluk dönemlerimizde binlerce defa yaşadıktan sonra dünyaya dair bir kalıp oluşturarak evliliklerimizin bozulması pahasına bile bu modası geçmiş kalıba takılıp kalırız. Güzel prensesin yakışıklı prensle buluştuğu ve sonsuza kadar mutlu yaşadığı peri masallarını yaşamak istiyoruz. Bizler ancak evliliği değişme ve öz gelişimimiz için birer araç olarak gördüğümüzde bilinçaltı arzularımızı doyurmaya başlayabiliriz.

Bircan Yıldırım

Bircan Yıldırım çok satan kitaplarım 'BEN KAZANMADAN BİTMEZ, HAYAT CESURLARA TORPİL GEÇER, YAŞAM TERAPİSİ VE DUYGUSAL ZEKA ' okurları tarafından da çok sevilen bestseller kitaplarıdır.

İlgili Makaleler

3 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: