Mutluluk Dengede Kalmaktır

Kendinizi hatalarınızla, yanlışlarınızla olduğunuz gibi kabul edebilmelisiniz. Kendinle barışmadan, içindeki çocuğu iyileştirmeden mutlu olamazsın. Bazılarınızın içinde yaralı bir çocuk olabilir. Önemli olan ona sarılmak ve onu iyileştirmektir. Yara seni kendisine acı vermek için çekmez, seni çeker, çünkü bir parçan oradadır. Bu parçan seninle yeniden bütünleşmek istiyor. İşte asıl mutluluğu o zaman tadacaksın. Şimdi alacağın bir kararla içindeki çocuğu iyileştirebilirsin. Dünyadan ayrı olmadığının,dünyanın senin içinde olduğunun bilincine varabilirsin. Tüm potansiyeller içinde saklıdır.İnsanların genelde mutsuz, keyifsiz, neşesiz, coşkusuz, sıkışıp kalmış olduklarını gözlemliyorum. Yaptıkları birçok şeyi neden yaptığını bilmeden oradan oraya gidip gelen insanlar görüyorum. Aslında herkes içindeki yaralı çocuğu tatmin etmeye çalışıyor, farkında olsa da olmasa da. Yaralı çocuk artık iyileşmek istiyor. Onu ancak siz iyileştirebilirsiniz.

İçinizdekiçocukla dost olduğunuz an dinecek tüm acılarınız. Son bulacak koşuşturmalarınız, arayışlarınız. Mutluluk pınarı hep içinizden dışarıya doğru akmaya başlayacak artık, sonsuz kaynaktan. Bu çocuğu istediğiniz an iyileştirebilmek, asıl gücün içinizde olduğunu bilmek, bu harika bir şey değil mi? Tanıdığım tanımadığım tüm insanlara yardım etmek istiyorum. Herkesin artık uyanmasını istiyorum. Mutluluğun içimizde olduğunu, hepimizin bir olduğunu, istediğimiz zaman gücümüzü elimize alabileceğimizi haykırmak istiyorum. Çevrenizdeki insanları suçlamaktan vazgeçin, sorumluluğunuzu alın ve varlığınızla bütünleşin. Yapbozun parçaları gibi bir araya gelelim. Dünyayı sadece sevginin kurtarabileceğine inanıyorum, onun yolunun da kendini sevmekten geçtiğine… Bencilleşip sadece kendinizi sevecek kadar abartmayalım lütfen! Kendinize gelin tamam, dönün kitaba. Okey harikasınız. Aynen böyle, yaşam bir dengedir.

Mutluluk yaşamımızın temel amacı haline gelmiştir. Tüm çabalarımız onun içindir. Yemek, içmek, gezmek, eğlenmek, para kazanmak, sevdiklerimizle zaman geçirmek, hobilerimizi gerçekleştirmeye çalışmak, bir amaç için çabalamak, kendimizi geliştirmek vs. Tümünün altında bize verdiği mutluluk vardır. Mutluluk bireysel bir ruh halidir. Zihinsel, psikolojik, duygusal unsurların kesişimidir. Deneyimimizin ne olduğundan çok deneyimimizi nasıl gerçekleştirdiğimiz mutluluğumuzu daha çok etkiliyor.

Mutsuzlukların diğer sebepleri arasında da en çok şunları gözlemliyorum: Beklentilerin çok yüksek olması, ilişkiler, geçmişe takılıp kalma, maddi sorunlar, amaçsızlık, suçluluk duyguları, değersizlik duygusu, kendini olduğu gibi kabul edememe, kendini bulunduğu çevreden ayrı görme, kurban psikolojisi ve en önemlisi mutluluğu her an yaşanması gereken bir duygu olarak görmesi bunlardan bazılarıdır. Herkesin beklentileri ve yaşam deneyimleri doğrultusunda mutluluk kavramına yapacağı açıklama farklı olacaktır. Herkesin mutluluğa yüklediği anlam farklıdır. Ancak temel olarak mutluluk kavramını incelediğimizde herkes için geçerli olan önemli noktalar söz konusudur. Bunlar; kendinle dost olabilmek, kendini olduğun gibi kabul edebilmek, yaşadığın her şeyi kabul edebilme, hede erine yürümek, olumluya odaklanmak olabilir.

Şimdi mutluluğa daha geniş bir açıdan bakabilirsek, mutluluğun yaşamda dengede kalabilmek olduğunu görürüz. Nedir dengede kalabilmek? Sağlık, para, ilişkiler, başarı, eğlence, aşk, fiziksel çevre ve kişisel gelişimde kişinin dengede olabilmesidir. Yaşamımızda dengeyi sağlamak oldukça önemlidir. Bunun için de mutlaka duygusal zekânızı geliştirmelisiniz. Yaşam acı ve haz üzerine kurulmuştur. Kişiler acıdan kaçıp hazza yönelmeye çalışırlar. Yaşamda oysaki iki duygu söz konusudur. Yaşam tamamen hazdan ibaret olamayacağı gibi tamamen acıdan da ibaret değildir. Yaşamda iyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış gibi değerler söz konusu değildir. Bu anlamları yükleyen tamamen zihnimizdir. Yaşamda o an yaşadıklarımız olması gerekenlerdir.

Yaşadıklarımızı olduğu gibi kabul edebilirsek, esnek olup bırakabilirsek rüzgâr esip geçecektir, direnmediğimiz için dalımız kırılmayacaktır. Kemal sen ne kadar çok haz odaklı yaşıyorsun. Sürekli hareket, sürekli atraksiyon, enerji. Birazcık yavaşla, yavaşla, biraz daha yavaşla. İşte aynen böyle. Mutluluk üretmektir. Yaşamı üretmeden, kendini geliştirmeden yaşamak mutsuzluğa neden olur. Sonbaharda dökülen yapraklar üretkenliğin bitişi gibi düşünüldüğünde doğada ve insanlarda bir hüzün meydana gelir; oysa ilkbaharla yeşeren doğa üretkenliği simgeler ve insanlarda neşe ve yaşama duygusu ortaya çıkarır. Üretmek ve bunu paylaşmak mutluluk sebebidir. Önce teşekkür edin tüm sahip olduklarınıza, sonra niyet edin daha güzel yarınlara. Mutluluk, bir düşünce şeklidir. Hayatımıza nasıl mutluluk katacağımızı zihnimizde çizdiğimiz harita ile belirleriz. Yeni hede erimiz, amaçlarımız, yaşamı anlamlandırma şeklimiz düşünce olup bizi harekete geçiren güçtür.

“Bu dünyadaki en mutsuz insanlar başkalarının ne düşündüğünü takıntı haline getirenlerdir.”

– Lupytha Hermin

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.